<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" >

<channel>
	<title>Blog &#8211; Serkan Ceyhan</title>
	<atom:link href="https://serkanceyhan.com/category/blog/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://serkanceyhan.com</link>
	<description>Kişiselleştirilmiş Web Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 10 Feb 2025 19:03:36 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://serkanceyhan.com/wp-content/uploads/2013/02/cropped-sercey1-1-32x32.png</url>
	<title>Blog &#8211; Serkan Ceyhan</title>
	<link>https://serkanceyhan.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Google Maps Game API ile Gerçek Dünya Oyunlaştırılacak</title>
		<link>https://serkanceyhan.com/google-maps-game-api/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Serkan Ceyhan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Mar 2018 09:02:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[api]]></category>
		<category><![CDATA[game]]></category>
		<category><![CDATA[google]]></category>
		<category><![CDATA[maps]]></category>
		<category><![CDATA[unity]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://serkanceyhan.com/?p=14965</guid>

					<description><![CDATA[<p>Make the world your playground sloganıyla tanıtılan Google Maps Game altında tanıtılan bu ürün birçok yazılım geliştiriciyi heyecanlandıracak bir api. Bir süredir dünyayı dört dönen Google araçları sayesinde muazzam bir dataya sahip olan Google &#8220;işlenmeyen data data değildir &#8221; diyerek kısa sürede dünyada büyük yankı uyandıracak bir projeye imza attı . Bildiğiniz üzere zaten halı&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://serkanceyhan.com/google-maps-game-api/">Google Maps Game API ile Gerçek Dünya Oyunlaştırılacak</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://serkanceyhan.com">Serkan Ceyhan</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="title title--extra-large title--white"><strong>Make the world your playground </strong>sloganıyla tanıtılan Google Maps Game altında tanıtılan bu ürün birçok yazılım geliştiriciyi heyecanlandıracak bir api.</p>
<p>Bir süredir dünyayı dört dönen Google araçları sayesinde muazzam bir dataya sahip olan Google &#8220;işlenmeyen data data değildir &#8221; diyerek kısa sürede dünyada büyük yankı uyandıracak bir projeye imza attı . Bildiğiniz üzere zaten halı hazırda Pokemon Go ve Ingress Google api ile AR deneyimini zaten milyonlara yaşatıyor.</p>
<div style="width: 810px" class="wp-caption alignnone"><img fetchpriority="high" decoding="async" src="https://developers.google.com/maps/images/gaming/unity-screenshot.jpg" alt="" width="800" height="450" /><p class="wp-caption-text">Unity Üzerinden Maps Api Kullanımı</p></div>
<p>Google sadece gerçek zamanlı harita verilerini ve gerçek yapıları sunmakla yetinmemiş. Unity platformu üzerinde bir çalışan bir Software Development Kit de (SDK) sunmuş. Bu sayede popüler oyun geliştirme platformu Unity üzerinden geliştiriciler az zamanda daha düşük bütçelerle inanılmaz işler çıkartabilir. Oyunlarla çok arası olmayan beni bile fazlasıyla heyecanlandırdığını itiraf etmeliyim.</p>
<p>Aşağıdaki linkten tanıtım videosunu izleyebilirsiniz.</p>
<p><iframe width="1200" height="675" src="https://www.youtube.com/embed/QC51FEF0JeY?feature=oembed" frameborder="0" allow="autoplay; encrypted-media" allowfullscreen></iframe></p>
<p><a href="https://developers.google.com/maps/gaming/" target="_blank" rel="noopener">Fiyatlar ve diğer detaylar için linki ziyaret edebilirsiniz.</a></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://serkanceyhan.com/google-maps-game-api/">Google Maps Game API ile Gerçek Dünya Oyunlaştırılacak</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://serkanceyhan.com">Serkan Ceyhan</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tet Proje Pazarı 2018</title>
		<link>https://serkanceyhan.com/tet-proje-pazari-2018-basvurulari-basladi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Serkan Ceyhan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 Feb 2018 11:28:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Etkinlikler]]></category>
		<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[akıllı şehirler]]></category>
		<category><![CDATA[proje baharı]]></category>
		<category><![CDATA[proje bazarı]]></category>
		<category><![CDATA[proje yarışması]]></category>
		<category><![CDATA[tet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://serkanceyhan.com/?p=993</guid>

					<description><![CDATA[<p>TET Proje Pazarı &#8211; Baharı Akıllı Şehirler Akıllı Projeler 2018 Başvuruları Başladı TET (Kısaltması Turkish Electronic Technology- bilinen adı Elektrik elektronik İhracatçılar Birliği)  Akıllı Şehirler Akıllı Projeler Yarışması başvuruları başladı.  Daha önce bizim de projemizle yer aldığımız  -o zamanlar adı TET Proje Baharı&#8217;ydı ve konsept bu çerçevede değildi-  program girişimciler için önemli fırsatlar sunuyor. Ayrıca&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://serkanceyhan.com/tet-proje-pazari-2018-basvurulari-basladi/">Tet Proje Pazarı 2018</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://serkanceyhan.com">Serkan Ceyhan</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1>TET Proje Pazarı &#8211; Baharı Akıllı Şehirler Akıllı Projeler 2018 Başvuruları Başladı</h1>
<p>TET (Kısaltması Turkish Electronic Technology- bilinen adı Elektrik elektronik İhracatçılar Birliği)  <strong>Akıllı Şehirler Akıllı Projeler Yarışması</strong> başvuruları başladı.  Daha önce bizim de projemizle yer aldığımız  -o zamanlar adı <strong>TET Proje Baharı&#8217;</strong>ydı ve konsept bu çerçevede değildi-  program girişimciler için önemli fırsatlar sunuyor. Ayrıca TET yetkililerinin misafirperverlikleri de bahsetmeye değer nitelikte.</p>
<h2>TET Proje Baharına Kimler/Hangi Projeler Katılabilir:</h2>
<p align="justify">Etkinliğin temaları Elektrik, Elektronik ve Bilişim’dir. Bu temalar altında aşağıdaki altbaşlıklar altında projelerin önerilmesi tavsiye edilmekle beraber, bu alt başlıklar dışındaki konularda belirtilen temalar kapsamında olduğu müddetçe kabul edilebilecektir.</p>
<ul>
<li>Akıllı Binalar ve Çevre</li>
<li>Akıllı Enerji</li>
<li>Akıllı Sağlık ve Medikal</li>
<li>Akıllı Ulaşım ve Ulaşım Araçları</li>
<li>Diğer Akıllı Uygulamalar</li>
</ul>
<h2>TET Proje Baharına Yarışmasına Katılmak Girişimcilere Ne Kazandırır?</h2>
<p><strong>Para Ödülü: </strong>Fikir sahibi girişimcilerin çoğu zaman kilitlendiği nokta maddi sıkıntılar oluyor. Prototip üretmek, pazar analizleri, satış, şirketleşmek, genel giderler -liste uzayıp gider- gibi birçok masrafı var. Hepsine olmasa da bir kısmına derman olabilecek bir ödül. Artık bana göre gelenekleşme noktasına gelen bu proje yarışması belki biraz daha ödül miktarlarında oynama yapabilir (malum dolar aldı başını gidiyor 🙂 ). Tabi bu  tarz etkinliklerde maddi konulardan çok daha değerli noktalar olduğunu da belirtmekte fayda var. Yazının devamında bunlardan da bahsedeceğim.</p>
<h4><strong>Peki Ödüller Ne Kadar:</strong></h4>
<p><strong>Birincilik Ödülü: 20.000 TL</strong></p>
<p><strong>İkincilik Ödülü: 10.000 TL</strong></p>
<p><strong>Üçüncülük Ödülü: 7.500 TL </strong></p>
<p><strong>Projelerin Sergilenmesi: </strong>Projeler, ekiplere özel oluşturulmuş standarda sergileniyor bizim katıldığımız sıralar proje afişininın tasarımını gönderiyorduk kendileri maddesini çok kestiremediğim (karton gibi bir şey ama güzeldi) ürüne baskıyı yapıyorlardı.Şimdi biraz daha standartlaşmış diye duymuştum. Peki bu aşama ne sağlıyor. Projelerinizi sergilerken birçok girişimciyle aynı havayı teneffüs ediyorsunuz multidisipliner bir ortam oluştuğu için belki bu atmosferde fikirleriniz için yeni ekip arkadaşlarıyla bile tanışıp girişiminizi pivot etme aşmasına dahi gelebilirsiniz. Bunun dışında projeleri gezen kişilerin vereceği fikirlerle belki projenizi birkaç adım daha ileriye taşıyabilirsiniz.</p>
<p><strong>Yatırımcılarla görüşme: </strong></p>
<p>Yatırımcılar çoğu girişimci için olmazsa olmazlardan ve burada yatırımcılarla tanışma projelerinizi sunma fırsatınız var. Bu konuda da bir eleştiri getirecek olursam (belki de değişmiştir bilmiyorum) yatırımcı skalası biraz daha geniş tutulmalı ve her proje sahibine yatırımcılarla görüşme fırsatı sunulmalı. Olumlu ya da olumsuz bir yatırımcıyla görüşmek o aşamaya gelmiş bir proje sahibi için önemli bir avantajdır. Kısaca benim aktaracaklarım bu kadar.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Tarihler: </strong></p>
<p><strong>Son Başvuru: 19 Temmuz 2018</strong></p>
<p><strong>Etkinlik Tarihi: Ekim 2018 (İnovasyon Haftasıyla birlikte:</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Diğer Detaylar İçin: <a href="http://www.tetprojepazari.org/" target="_blank" rel="noopener">http://www.tetprojepazari.org/</a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://serkanceyhan.com/tet-proje-pazari-2018-basvurulari-basladi/">Tet Proje Pazarı 2018</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://serkanceyhan.com">Serkan Ceyhan</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>F=ant&#8217;dan Girişim Bankacılığına</title>
		<link>https://serkanceyhan.com/girisim-bankaciligi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Serkan Ceyhan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Feb 2018 08:27:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://serkanceyhan.com/?p=675</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yıllar geçtikçe en çok değişen şeylerden birisi sanırım rekabet anlayışı. Firmalar birbirleriyle amansızca rekabet etmek yerine iştirakli çalışma (win win), potansiyel rakipleri satın alma (acquistion / talent acquisition), tedarikçilerle çalışma (outsource) gibi birçok farklı anlayışı benimsemiş durumda. Bu demek değil ki rekabetçi firmalar birbirine karşı son derece ılımlı, büyük balık küçük balığı yutmuyor. Aksine okyanuslar&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://serkanceyhan.com/girisim-bankaciligi/">F=ant&#8217;dan Girişim Bankacılığına</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://serkanceyhan.com">Serkan Ceyhan</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yıllar geçtikçe en çok değişen şeylerden birisi sanırım rekabet anlayışı. Firmalar birbirleriyle amansızca rekabet etmek yerine iştirakli çalışma (win win), potansiyel rakipleri satın alma (acquistion / talent acquisition), tedarikçilerle çalışma (outsource) gibi birçok farklı anlayışı benimsemiş durumda. Bu demek değil ki rekabetçi firmalar birbirine karşı son derece ılımlı, büyük balık küçük balığı yutmuyor. Aksine okyanuslar tamamen kana bulanmış vaziyette. Kimisi büyük denizde boğulmaktan korkmazken kimisi sığ sularda geçinip gidiyor. Tabi her koşulda tekelleşmeler büyük riskler doğurmakta&#8230;</p>
<p>Sektörlerin dinamikleri her geçen gün değişirken günümüz bankacılığı bundan kendi payına düşeni fazlasıyla almış durumda. Temel bankacılık kar modeli alınan faiz &#8211; verilen faizken modern bankacılıkta birçok farklı gelir modelleri kullanılmakta. Bu noktada bizim biraz daha irdeleyeceğimiz gelir modeli olan &#8220;girişim bankacılığı&#8221;. Startuplara adeta yakasına yapışmış bu bankalardan korkmak gerekir mi, bankasız olur mu, bankam olmadan asla mı biraz bunlara değinmeye çalışacağım.</p>
<p>Geçmişe duyulan özlem çoğu zaman manevidir ya o eski dinçliği yoktur kişinin ya da özlüyordur yitirdiklerini yalnızlaşıyordur giderek, azalarak&#8230; Yalnızlaşıyor insanlar zaten artarak. Herkesin dilindedir &#8220;nerede o eski bayramlar&#8221;. Aslında herkesin demek istediği nerede o eski insanlar. Eskisi kadar sık rastlamaz olduk kamyon arkasında &#8220;babam sağ olsun&#8221; minvalinde yazılara. Ne azaldı kamyonlar ne de azaldı babalar. Buradan kara yolu taşımacılığıyla ilgili de bir şeyler karalanabilir aslında. Çok dağılmadan devam edecek olursam, belli bir yaşa geldiğinde (sigortalı) bir işi yoksa eğer evladının kenarda köşede hep bir birikmişi olurdu ana-babanın ve derlerdi ki &#8220;al oğlum şu parayı kur kendi işini&#8221;. Şimdilerde hızlı tüketim, babaları da fazlasıyla vurmuş, kenarda kıyıda biriken parayı bırakın geçimini zor sağlıyorlar. İşte babam sağ olsunun hazin hikayesi böylelikle giderek azalıyor. Nerede o eski babalar&#8230; İşte o eski babaların yerini şimdi yeni-modern bankalar almaya çalışıyor. Ar-ge ve yenilik odaklı girişimlere faizsiz krediler, hesap işletim ücreti almamalar, fiziksel imkan sunmalar filan bir iyiler bir iyiler&#8230; O meşhur kıllanan adam iş başında. Kimi girişimci benim bankalarla işim olmaz derken kimi girişimci bankamdan vazgeçmem diyor ve kimisi içinse banka olmazsa olmaz durumda. Özellikle yeni nesil startuplar teknoloji üretmeleri kadar teknolojileri son derece verimli kullanmasıyla biraz daha diğerlerinden ayrılıyor ve banka olmadan asla düşüncesine giriyor. Nitekim böylesine nitelikli müşterileri elde etmek her bankanın isteyeceği bir şeydir. Bu noktada startuplara &#8220;senin ilk göz ağrınım&#8221; sübliminal mesajı da bu bankalar tarafından verilir. İşte burada kazan kazan ve bir miktar yatırım yapılarak startup kazanılmış olur. Birçok kobiden daha nitelikli yatırımlar yapan bankalardan kimse melek yatırımcı gibi (angel investor) gibi takılmasını beklemiyor ama sadece nakde ve likidite bakarak kredilendirmelerin çoktan modası geçmiş durumda. Kazan kazan diyen banklar kazanıyor artık&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://serkanceyhan.com/girisim-bankaciligi/">F=ant&#8217;dan Girişim Bankacılığına</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://serkanceyhan.com">Serkan Ceyhan</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye’ye Özgü Girişimler</title>
		<link>https://serkanceyhan.com/turkiyeye-ozgu-girisimler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Serkan Ceyhan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Oct 2014 20:55:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[domates çekme arabası]]></category>
		<category><![CDATA[gezer kalay]]></category>
		<category><![CDATA[girişim]]></category>
		<category><![CDATA[iş adamları için oyunculuk]]></category>
		<category><![CDATA[ozgu]]></category>
		<category><![CDATA[seyyar lunapark]]></category>
		<category><![CDATA[turkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://serkanceyhan.com/?p=591</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her ne kadar globalleşen bir dünyadan uzun uzun bahsetse de otoriteler en nihayetinde insanların bilfiil katılmadığı hiçbir eylemin sonuca ulaşmasını beklemek yersiz olur. Geleneklerle alakalı bu durumun baş mimarı ise köklerine bağlı bireyler. İşte bu bireylerden aldığı güçle pek fazla yerde olmayan Türkiye’ye özgü bir takım girişimlere değineceğim bu yazımda. Mc Donald’s ın Türkiye’ye özgüymüş&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://serkanceyhan.com/turkiyeye-ozgu-girisimler/">Türkiye’ye Özgü Girişimler</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://serkanceyhan.com">Serkan Ceyhan</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Her ne kadar globalleşen bir dünyadan uzun uzun bahsetse de otoriteler en nihayetinde insanların bilfiil katılmadığı hiçbir eylemin sonuca ulaşmasını beklemek yersiz olur. Geleneklerle alakalı bu durumun baş mimarı ise köklerine bağlı bireyler. İşte bu bireylerden aldığı güçle pek fazla yerde olmayan Türkiye’ye özgü bir takım girişimlere değineceğim bu yazımda. Mc Donald’s ın Türkiye’ye özgüymüş gibi piyasaya sürdüğü Mc Turco’nun aslında birçok ülkede benzer şekilde satılmasına benzer bir anlayışı taşımayan bu yazıda benzer girişimlerin farklı ülkelerde çıkma olasılığı da mevcuttur aslında yazının amacı biraz nostalji yapmak biraz bazı değerleri hatırlatmak hafif de mizah. Global ölçekli bir yatırım maksadıyla bu yazıyı okuyorsanız hiç tereddüt etmeden bırakabilirsiniz. Girizgahımızı da yaptığımıza göre yazıya geçebiliriz.</p>
<p><strong>Domates Çekme Arabası/Makinesi:</strong></p>
<p>Şişe domates diye bir domates türünü duymuşunuzdur. Bunları böyle yaz aylarının sonlarına doğru ya da sonbaharın başlarına doğru daha sık görürsünüz. Bu domatesler genelde salçalar için tercih edilir. Domates çekme makinesini taşıyan arabalarda çekilir, püre haline getirilir ve kaynatmaya hazır konuma getirilir. Çeşitli köy ve ilçelerde daha sık rastladığımız bu arabalar dönemlik olarak faaliyet göstermektedirler.</p>
<p><strong>Gezer Kalaycılık:</strong> Evlerde için tercih edilen kalaylar çeşitli bakır ev eşyalarını hem sağlıklı hem de daha çok kullanışlı yapmak üzere kullanılırdı. Şuan hala devam ediyor mu bilmiyorum ama özellikle çeliğin bu sektörü bitirme noktasında çok güçlü olduğu kesin.</p>
<p><strong>Seyyar Lunapark:</strong><br />
Bir çocuğun en çok keyif aldığı yerlerden birisidir lunaparklar. Her şehir de lunapark olmamasından mıdır yoksa evlere lunapark hizmeti getirerek bir inovasyon mu yapmaktır amaç bilinmez ama çocuklar tarafından hayli ilgi gördüğü aşikar.</p>
<p><strong>İş Adamlarına Özel Oyunculuk Eğitimi:</strong><br />
Bazı iş adamları vardır ki şirketlerinde kontrol edemediği en ufak işleyişleri bile dert edinirler hatta beğenmezler. Kendilerine özel olduğunu düşündükleri sihirli bir dokunuşları vardır onların. Tabi iş hacmi büyüdükçe kontrol mekanizması ters orantılı olarak zayıflar fakat herkesin de çok iyi bildiği üzere kendi projelerini tanıtmak üzere kamera karşısına geçen Ali Ağaoğlu halinden son derece memnun gibi. Öyle ki yıllardır yönetmiş olduğu markanın reklam yüzü oldu. Tabi bir yaştan sonra oyuncu olmak için özel bir eğitim alınması gerekiyor. Ali Ağaoğlu’nun başlattığı bu akımın ilgi görmesi kim bilir diğer iş adamlarına yol gösterir ve bu yönde eğitim bir fırsat olarak girişimciler tarafından değerlendirilir.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://serkanceyhan.com/turkiyeye-ozgu-girisimler/">Türkiye’ye Özgü Girişimler</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://serkanceyhan.com">Serkan Ceyhan</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Müşteri ve Üretim Yönetimi</title>
		<link>https://serkanceyhan.com/musteri-ve-uretim-yonetimi/</link>
					<comments>https://serkanceyhan.com/musteri-ve-uretim-yonetimi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Serkan Ceyhan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 02 Mar 2013 23:17:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[crm]]></category>
		<category><![CDATA[microsoft]]></category>
		<category><![CDATA[müşteri yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[serkan ceyhan]]></category>
		<category><![CDATA[ürün yönetimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://serkanceyhan.com/?p=216</guid>

					<description><![CDATA[<p>Geçtiğimiz hafta  (26 Şubat Salı) Microsoft’un basın ve firmalar için düzenlenen “Sektörel Çözümler Günü”ne davetli olarak katıldım. Özellikle imalat sektöründeki optimizasyonlar ile ilgili birçok konuda detaylı bilgilendirmeler  ve teknolojilerden bahsedildi. Niyetim bu detaylara girerek kimsenin canını sıkmak değil. Birazdan bahsedeceğim noktaların insan faktörünün olduğu her yerde  prensip haline getirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Kişilerin yaşam standartlarının artırılması adına&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://serkanceyhan.com/musteri-ve-uretim-yonetimi/">Müşteri ve Üretim Yönetimi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://serkanceyhan.com">Serkan Ceyhan</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1><span style="color: #6a6a6a; font-size: 12px; line-height: 1.6em;">Geçtiğimiz hafta  (26 Şubat Salı) Microsoft’un basın ve firmalar için düzenlenen “Sektörel Çözümler Günü”ne davetli olarak katıldım. Özellikle imalat sektöründeki optimizasyonlar ile ilgili birçok konuda detaylı bilgilendirmeler  ve teknolojilerden bahsedildi. Niyetim bu detaylara girerek kimsenin canını sıkmak değil. Birazdan bahsedeceğim noktaların insan faktörünün olduğu her yerde  prensip haline getirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Kişilerin yaşam standartlarının artırılması adına da kendi hayatlarında bir takım standardizasyonlar yapması gerektiği kanaatindeyim.<br />
</span></h1>
<p>Müşteri kimdir, müşteriler ne ister, müşterilere nasıl yaklaşılması gerekir gibi konuları satış uzmanları uzun yıllar tartışıp üstüne çok çeşitli savlar sunmuşlardır. Müşteri bir satıcı gözüyle potansiyel ürün veya hizmeti bir ücret karşılığında satın alacak kişi olarak tanımlanabilir. Hatta bazı kişilerin hayat felsefesini somut olarak satışa dayanır kişilere ve ürünlere meblağlarına karşılık tutum sergilerler.Bu noktada tercihlerine saygı duyuyorum ve esas konumuza dönecek olursak hali hazırda müşteri kavramının temelinde insanların meta olarak görülmesi ve müşterilere bu doğrultuda yaklaşımlarda bulunulması modern ekonominin en bariz görüntüsüdür. Oysa müşteri bu var olan genel kavramların çok ötesinde bir olgu. Müşteriniz şayet şirketinizin hayaline ortak olamamışsa ve müşteri üreticiyle aynı heyecan paydasına bulunamıyorsa işte bu noktada bu müşterilerin sadece meta olarak görüldüğü anlamak çok da zor değil.</p>
<div></div>
<p>“ Biz ürünler üretiriz insanlar da buna ihtiyaç duydukları için zaten alırlar.” Bu işleyiz sanayi devrimi sırasında belki böyleydi, çok az kişinin üretim yapacak gücü ve cesareti vardı belki ama günümüzün geldiği noktada gelişen otomasyonlar ve üretim seviyelerinin üst düzeylerde olması ve özellikle imalat sektöründe maliyetlerin düşmesi girişimcilik anlayışını çok farklı noktalara taşımış ve hızlandırmış durumda.  Artık müşterilerin o dönemlere göre çok daha fazla seçenekleri var ve müşteriler artık bütünüyle kendi için “en uygun” ürünü nereden bulabilir, hangi marka kendisine daha çok hitap ediyor bu soruların hepsini daha iyi biliyor. Bu noktada “müşteriye dokunabilen”  şirketler müşterilerle derin bağlar kurabiliyor kuşkusuz. Müşteriye dokunmak dolayısıyla onları anlamak müşterinin algısında kendisinin sadece bir meta, sadece ücret karşılığında bir şeyler elde edilen birisi olmasının ötesinde hisler elde ediyor…  Peki müşteriye dokunmak nedir? İşte şimdi bunun cevabını vermeye çalışacağım sizlere. Günümüz müşteri profilinin istediği en büyük hazlardan bir tanesi hiç şüphe yok ki kendisinin özel hissettirilmesi. Kişiye kendisini özel hissettiriyor olmanın en temel yolu da müşteriyle aynı dili konuşmaktan geçiyor. Artık sadece atölyelerde laboratuarlarda ar-ge yapılan dönemin çok ötesine geçildi. Her şeyi ar-ge ekibinden beklemek müşteri beklentilerini ne düzeyde karşılayabilirdi ki zaten? Lider tüketici topluluğundan da bahsetmiyorum sadece, her müşteriye ve müşteri potansiyeli olan kişilere dokunabilmek çok önemli. Pazarın araştırması veya mevcut pazarın taleplerinin belirlenmesi noktasında izlenmesi gereken stratejiler zaten aşikar.</p>
<p>Müşterilere ilham verici bir rol üstlenebilmeli şirketler. Sıkıcı teknik bilgilerinizi insanların satın almak için o kadar az nedeni var ki aslında… İnanın kimse artık sizin ne yaptığınızı merak etmiyor. insanlara niçin bunu yaptığınızı anlatabildiğiniz takdirde, belki de kuracağınız o bir cümleyle –ki bu cümleler genelde ürün sloganı olur” potansiyel müşteriler kendilerinin tarifini bulabiliyorlar. O an işte müşterinin egosuna dokunmuş oluyor, onu anladığınızı ve işte bunu onun için yaptığınıza inandırabiliyorsunuz.   Bir firma olarak müşteriye dokunmak için bütün çalışanların da bu inançta olması şart. Ar-ge’den satışa ,satıştan, teknik personele, finansa, insan kaynaklarına kadar herkesin. İşte bu durumda ancak bireylerin amaçlarıyla değil şirketin amaçlarıyla varlığı sürdürülebilir bir kuruluş olunabilir ancak… İşte bütün bunları sağlamak global dünya da hiç de kolay değil, milyonlarca müşterisi olan şirketleri göz önüne alarak konuşuyorsak hele ki… Bu noktada işte Microsoft’un yazılım ekibi hayli kafa patlatmış anlaşılan o ki… Microsftun yaptığı şey iste müşterilerine dokunmanın bir tarifi oysa… Ülkemizde Microsoft algısı her ne kadar sadece Windows işletim sisteminden ibaret olsa da…</p>
<p>Biraz önce değindiğim noktaların bilincinde olmayıp da Microsoft’un veya falanca şirketin altyapısıyla bu teknolojilerin sahibi olan onlarca şirket olduğuna da hiç kuşku yok.   Raporlamalar yorumlanamadıkça, müşterilere uygun kampanya analizleri yapılamadıkça, üretim proseslerinin takibi neticesinde verimi ve talebi mukayese edemediğiniz sürece hiçbir teknoloji şirketinizin istenilen yola girmesi için yeterli olmayacaktır kuşkusuz. Microsoft’un bu yazılımları üzerinden birçok raporun yorumlanmasına imkan sunan şirketlerinize çözüm ortakları da var ama dediğim gibi “hiçbir teknoloji müşterinin kafasının içine girilmediği sürece değerli olamaz” tabi şayet bir şeyler satmak isteyen bir şirketiniz varsa…</p>
<p>Projeler üretmek, markalaşmak, insanların sizlerin inançlarınıza ortak edebilmek… Hepsinin temelinde yatan şeyin çok basit bir çıkış noktasından geldiğini aslında her şeyin “insan için” olduğunu anlamak sanırım hiç zor değil…  Yazımın sonunda herkese bol üretimli ve müşterilere dokunabileceği yaşam sürdürmesini temenni ediyorum. Tabi ki daha iyi bir Türkiye için…</p>
<p>İstanbul</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://serkanceyhan.com/musteri-ve-uretim-yonetimi/">Müşteri ve Üretim Yönetimi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://serkanceyhan.com">Serkan Ceyhan</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://serkanceyhan.com/musteri-ve-uretim-yonetimi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir İşe Koyulayım Diyorsan</title>
		<link>https://serkanceyhan.com/bir-ise-koyulayim-diyorsan/</link>
					<comments>https://serkanceyhan.com/bir-ise-koyulayim-diyorsan/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Serkan Ceyhan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 03 Feb 2013 19:43:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[kalkınma ajansları desteği]]></category>
		<category><![CDATA[kosgeb desteği]]></category>
		<category><![CDATA[proje destekleri]]></category>
		<category><![CDATA[projem var nasıl hayata geçirebilirim]]></category>
		<category><![CDATA[santez desteği]]></category>
		<category><![CDATA[tübitak desteği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://serkanceyhan.com/?p=100</guid>

					<description><![CDATA[<p>The post <a rel="nofollow" href="https://serkanceyhan.com/bir-ise-koyulayim-diyorsan/">Bir İşe Koyulayım Diyorsan</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://serkanceyhan.com">Serkan Ceyhan</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="wpb-content-wrapper"><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid dt-default" style="margin-top: 0px;margin-bottom: 0px"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p style="text-align: justify;">Bilgi çağında olmamız projesi olan herkes için büyük avantaj sağlıyor fakat yine de: Bir fikrim var ve hayata geçiremiyorum mu diyorsun. Bazıları senin çocukluk hayallerini gerçeğe mi dönüştürüyor? her seferinde &#8220;benim de aklıma gelmişti&#8221; mi diyorsun? Burada bulunma felsefemiz fikirlerimizi, yöntemlerimizi en doğru şekilde yoğurmak ve hayata geçirmektir bu yüzden  &#8220;<em>gelin danış olalım&#8221;  </em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Bilgi Çağı Nedir:</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Bilgi çağı tam olarak fikirlerin ve bilgilerin en kıymetli olduğu çağ anlamına gelmektedir. Bilgi sahibi olmak bunları derlemek ve projelendirmek ise girişimcilerin işidir. Önemli olan sorunu görmek ve nitelikli çözümler üretmektedir. Sadece fikir sahibi olmak yeterli değil o fikri yoğurmak ve doğru hamleler ve doğru kişiler projeyi hayata geçirmek için çoğu zaman yeterli olacaktır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Nasıl Kaynak Bulabilirim? </strong></p>
<p style="text-align: justify;">Ar-Ge; Araştırma Geliştirme destekleri ile sektöre ve sektör büyüklüğüne bakılmaksızın firma/işletme düzeyinde ülkeye katma değer yaratan tüm sanayi ve üretim kuruluşlarının AR-GE Projelerini desteklemektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Ar-Ge yardımlarında sanayi kuruluşları ve Kobilerin üretim altyapısının geliştirilmesi, teknolojinin maksimum düzeyde kullanılabilmesi, verimli veya farklı üretim yapabilmeleri ve buna bağlı olarak rekabet güçlerinin artırılması amaçlanmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu doğrultuda yenilikçi uygulamalar ve ar-ge çalışmalarınız doğrultusunda faydalanabileceğiniz kurum / kuruluşlar ve ilgili destek programlarından bazıları şunlardır:</p>
<p style="text-align: justify;">-TÜBİTAK Sanayi Ar-Ge Proje Destekleri</p>
<p style="text-align: justify;">-TTGV Ar-Ge Proje Destekleri</p>
<p style="text-align: justify;">-KOSGEB Ar-Ge İnovasyon ve Endüstriyel Uygulamalar Programı</p>
<p style="text-align: justify;">-Sanayi Bakanlığı SANTEZ Programı</p>
<p style="text-align: justify;">-Kalkınma Ajansları Yenilikçi Uygulamalar Destek Programları</p>
<ul>
<li>Melek yatırımcılar</li>
<li>Çeşitli yarışmalar ve etkinlikler</li>
<li>Eş dost akraba</li>
<li>Bankalar</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p>Burada önemli olan projenize ve kendinize olan inancınız. Bir şeyleri başarabileceğinize inanırsanız ve bunu doğru insanlara gösterirseniz sermaye bir şekilde bulunabiliyor. Tabi her proje her programdan destek alamaz eğer aklınıza takılan bir nokta olursa benimle <a href="https://serkanceyhan.com/"><span style="text-decoration: underline;"><strong>buradan</strong></span> </a>iletişime geçebilirsiniz. İyi ekosistemler.</p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div>
</div><p>The post <a rel="nofollow" href="https://serkanceyhan.com/bir-ise-koyulayim-diyorsan/">Bir İşe Koyulayım Diyorsan</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://serkanceyhan.com">Serkan Ceyhan</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://serkanceyhan.com/bir-ise-koyulayim-diyorsan/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uçurtmayı Almasınlar&#8230;</title>
		<link>https://serkanceyhan.com/ucurtmayi-almasinlar/</link>
					<comments>https://serkanceyhan.com/ucurtmayi-almasinlar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Serkan Ceyhan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 02 Feb 2013 18:04:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[carlo collodi]]></category>
		<category><![CDATA[pinokyo]]></category>
		<category><![CDATA[sunay akın]]></category>
		<category><![CDATA[uçurtmayı almasınlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://serkanceyhan.com/?p=10</guid>

					<description><![CDATA[<p>Küçük serüvene çıkmak istiyorum sizlerle, bu yolculukta yanınıza almanızı istediğim tek şey ise hayalleriniz…  O özgür ve kimsenin ulaşamadığı hayaller yumağınıza erişip içine girmenizi istiyorum… Kendi yapabileceğinize inandığınız hayaller… Bir çocuğun dünyayı kurtarmayı istemesi kadar cesurca,  köreltilmemiş ve kep vurulmamış hayalleriniz olmadı mı hiç sizin? Bir mahalle maçında 15 kişinin aynı topa koştuğu hepsinin de&#8230;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://serkanceyhan.com/ucurtmayi-almasinlar/">Uçurtmayı Almasınlar&#8230;</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://serkanceyhan.com">Serkan Ceyhan</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p>Küçük serüvene çıkmak istiyorum sizlerle, bu yolculukta yanınıza almanızı istediğim tek şey ise hayalleriniz…  O özgür ve kimsenin ulaşamadığı hayaller yumağınıza erişip içine girmenizi istiyorum… Kendi yapabileceğinize inandığınız hayaller… Bir çocuğun dünyayı kurtarmayı istemesi kadar cesurca,  köreltilmemiş ve kep vurulmamış hayalleriniz olmadı mı hiç sizin? Bir mahalle maçında 15 kişinin aynı topa koştuğu hepsinin de hayalinin gol atmak olduğu, düşüp diziniz yaralandığında annenizin pamuk ellerinin oksijenli bezle <span style="line-height: 1.6em;">birleştiğinde hiç de pamuk ellerinin olmadığının farkına vardığınız, anılarla süslü hayaller… Defalarca aynı kaykaydan kaymak için tırmandığınız sayısızca merdiven basamağı ve eve gelinmeniz istendiğinde her basamakta bir adım geriye attığınız… Yoyolar saatlerce dönerken aynı yörüngede, dünyanın bir günlük güneş etrafındaki o karanlığa yolculuğuna olan kırgınlığının saatler sonra horoz sesleriyle yerini kalbi kıpır kıpır atan bir çocuğun kalbine sahip olduğumuz çağlardan hemen hemen hepimiz geçmişizdir eminim… Beklenen birisinin gelmesi için saatlerce pencere kenarından oturup sokağı izlemişliğimiz de olmuştur kuşkusuz… Tıpkı sırf yağmur yağdığı için etrafı hüzünle içerden izlediğiniz gibi… Ardından kısacık şortlarla hemen sokaklara dökülüp toprağın kokusunu içimize çekerek, çamura bulanan sandaletleri ve ayaklarınızı bilmen falancanın hayratlarında az yıkamamışınızdır eğer Anadolu’da bir çocukluk geçirdiyseniz şayet ve sadece balkondan izlemediyseniz olup biteni…</span></p>
</div>
<p>İklimler, mevsimler, diller, kültüler ne olursa tek bir dili vardır çocukluğun “<i>oyun</i>”. Oyunları keyifli ve unutulmaz kılan oyuncakları da unutmamak gerek tabi. Bu konuda yazmak, duyguları dile getirmek- kaleme dökme büyük cesaret ister keza üstat –<i>Sunay Akın</i>&#8211; bu konuda o kadar güzel şeyler söylüyor üstüne hiçbir şey eklenemezcesine… Belki, onu da beni de bu konuda konuşmaya iten tek bir neden varsa o da çocukluk anılarımızdır eminim… Yoksa betonlara gömülü bir çocukluk hikayesiyle toprak kokusunu ortak payda da paylaşmak pek mümkün olmazdı diye tahmin ediyorum.</p>
<p>Çocuk olmak gerek arada bazen, sadece bir kurmalı arabaya, saatlerce hep farklı şoför olmak onu yaşamak gerek. Polis, doktor, hırsız, ara sıra bahçesine top kaçınca çocukları bastonuyla kovalayan kızgın bir ihtiyar… Çocukluk bana göre üretmenk demekti. Türk toplumu olarak da çok üretken diye biliniriz aslında, her ne kadar Göktürk’ün denge modülünü dışarıdan almış olsak da&#8230; Biz çocukken kendi uçurtmalarımızın denge modüllerini kendimiz tasarlardık en temel statik bilgisiyle… Sokaklar ve oyuncaklar… Bu ikisinin hayatımdaki yerini düşünce anlıyorum ki ne de çok şey öğrenmişim onlardan… Şimdi ise bakıyorum da ne oyuncakları var çocukların ne de hayalleriyle canlanan Carlo Collodi’nin –her ne kadar değiştirilmiş de olsa- eserindeki Pinokyo’nun gerçek bir insana dönüşmesi gibi… Küçük kız çocuğu o peluş bebeğiyle konuşurken siz sanıyor musunuz o oyuncağın gerçek bir bebekten farkı olduğunu? Neden farkı yok peki hiç düşündünüz mü? Cevabı çok basit, çünkü bebekler konuşamaz, altını değiştirirsen, gazını alırsan, mamasını verirsen ağlamazlar da hiç…  Saatlerce ona vakit ayırınca bunların hepsini yapmak da çok basit olsa gerek… Çocukların mantığıyla bir dünya serüvene çıkmak da böyle bir şey olsa gerek, onların gözleriyle izlemek dünyayı…</p>
<p>Kendi çocukluğumun çerçevesinden hatırlamaya çalışıyorum bazen dünyayı ve geçmişi. Mesela, bizim muhitlere yakın sayılacak bir yerde ikamet eden birisi vardı ki o kişi benim adrenalini doruklarda yaşamama sebep olmuştu yıllarca lakin hala dün gibi hatırlıyorum kendisini&#8230; Sadece benim değil, bütün semt çocuklarının belki de korkulu rüyası olma konusunda üstüne yoktu… O kadar çok söylenti vardı ki kendisiyle ilgili… Kimisi çocukları kestiğini ve o gizemli evinde sakladığını söylerdi kimisi de gece dışarıda çocukları gizlice izlediğinden bahsederdi… Evi müstakil ve dış bahçe duvarlarına bitişik sarkıklardan  ve ağaçlardan eviyle ilgili çok şey bilmezdi kimse… Her ne kadar yakınına girmek istesek de bir o kadar hızlıca ondan kaçıp uzaklaşmak isterdik… Evinin önündeki kamyonetin kocaman tekerleri ve paslanmış kasasız iskeleti sanki bu hikâyede eksik olan korku figürlerini tamamlar cinsteydi… Kadıncağızdan neden bu kadar korktuğumuzu hiç hatırlamıyorum ama ona dair düşüncelerimin hatıralarımın temelinde mütemadiyen yalnız, yaşlı ve huysuz bir kadın olduğuydu… Evinin önünden geçerken dizimin titremesi, ona dair birçok ayrıntıyı hatırlamamdan da anlayacağınız gibi çocukluk anılarımdaki en büyük korkumdu kendisi… Yalnız kadının beyaz bir eşarbı vardı eşarbının çok sıkı bağlamazdı kulaklarına kadar inen beyaz ve bakımsız saçları şakaklarına değerdi ve esmerdi… Ne etraftan kimseyle konuşurdu ne de kimse onunla konuşmaya zahmet ederdi. Bense insanların ondan korktuğunu zannederdim&#8230; Çocuk aklı işte… Onu ilk defa birileriyle konuşurken görmüştüm… Oğluydu sanırım evet evet oğluydu… Annesine öfkeyle bağırıp çağırıyordu gözleri, elleri, jestleri mimikleri seyrek saçlı orta yaşlı o adamın şiddetini dillendiriyordu adeta… Kadıncağızın birisiyle konuşuyor olmasını çok garipsemiştim açıkçası, içimdeki onu canavar yapan duygular aslında onun da bir insan olduğunu, yalnız ve vefasızca terk edilmiş birisi olduğunu yüzüme yüzüme haykırıyordu&#8230; Olayın ardından çok geçmeden kadının evinin etrafında bir kalabalık olduğunu gördüm, hemen hafif bir tebessümle “korkulu kadının yeni arkadaşları olmuş yaşasın” diye haykırdım… Yeşil bir araba tahta bir sandık dikkatimi çekmişti… O günden sonra göremedi kimse onu&#8230; Arkadaşlarıyla uzun bir yolculuğa çıktığını anlamıştım sonradan… Yine hiç kimseyle konuşmadan&#8230;</p>
<p>Plansız, ve anı yaşadığım bir çocukluğum vardı benim işte, kendi oyuncaklarım kendi hayallerim… Şimdiki çocuklara; bilgisayarlar, cep telefonları, tabletler vererek hayallerindeki berraklığını ve masum duygularını çalmayın… Bir tek uçurtmamız kaldı, bari onu da elimizden almayın…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Serkan Ceyhan</p>
<p>02/02/2013</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://serkanceyhan.com/ucurtmayi-almasinlar/">Uçurtmayı Almasınlar&#8230;</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://serkanceyhan.com">Serkan Ceyhan</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://serkanceyhan.com/ucurtmayi-almasinlar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
